Patrick Hemingway 1975.


BABALAR VE OĞULLAR...
Her baba oğlunun birazda kendisine benzemesini ister. Belki biraz bencil bir duygudur bu, ama yüzyıllardır insanoğlu üzerinden silip atamıştır bunu. Kim bilir, belkide bilinç altında saklı "ölümden sonra kendinden bir parçada yaşamak" düşüncesinin yansımasıdır. Sanat hayatını Nobel edebiyat ödülü ile süsleyen ünlü Amerikalı yazar Ernest Hemingway'in gençlik yıllarında pek arayıp sormadığı bir oğlu vardı : Patrick Hemingway. Küçük pat dünyaya geldiği zaman babası "Silahlara veda"yı yazıyordu ve ikinci eşi Pauline Pfeiffer ile evliydi. Daha sonra babasını pek sık görme fırsatını bulamadı, ama ünlü yazarın hayatının son döneminde döndüğü Kenya'da kendisini sık sık ziyaret etti. Ve yıllar geçti aradan... Şimdi Patrick Hemingway de bir yetişkin. O da bir yazar. Ve tıpkı babası gibi o da serüvene ve Afrika'ya aşık. Üstelik babasına da çok benziyor. Tıpkı baba Hemingway gibi  o da vaktinin çoğunu denizde, balık avında geçiriyor. Karısı şekerden öldüğü için kendisine kızı Edwina refakat ediyor bu balık avı partilerinde. Baba Hemingway sağ olsaydı, herhalde "hık demiş burnundan düşmüş" oğluyla iftihar ederdi. Şimdi de hiç kimse yazarın oğlu Patrick'te yaşamaya devam etmediğini ileri süremez herhalde...1975