Albert Gabriel 1959.


Profesör Albert Gabriel'in Une Capitale Turque Brousse (Bir Türk Payitahtı Bursa) adlı Fransa'da Fransızca olarak basılmış iki ciltlik güzel bir kitabı çıkmıştır. Bir asrı aşan bir zaman içinde Bursa'da Türk sanatının gelişmesi ve tekamülü takip edilebildiği için sanat tarihimiz bakımından bu şehrin ehemmiyeti büyüktür. Bu mükemmel eserde abidelerin envanterini tanzim, ayırt edici çizgilerini tespit, bilhassa atalarımızın manevi mirası bu milli servetimizin Türk sanat dehası ile yaratıldığını ispat gayesi güdülmüştür. Sultan Orhan'dan İkinci Murat'a değin Bursa'da saltanat süren padişahların yaptırdıkları camiler ve eserler kitabın en mühim kısmını teşkil etmekte ve Bursa'daki eser sayısının 315'i bulduğunu ifade etmektedir.
İlk önce Ulu Cami bahsi ile başlayan müellife göre : "Bu cami orta çağ Anadolu sanatını Osmanlı imparatorluğunun büyük başarılı abidelerine bağlayan yol üzerinde bir merhaledir". Bundan sonra tarih sırası ile Orhan, Birinci Murat, Yıldırım Bayezit, Çelebi birinci Mehmet, İkinci Murat tesisleri tetkik konusudur. Pierre Loti'ye "Beş asır evvel Yeşil caminin inşasını tasavvur eden insan gerçekten büyük bir hayal üstadı imiş" dedirten bu harika mabedi tavsif eden Gabriel : "Formülleri Bursa'da tekevvün eden işte bu sanattır ki, diyor 15. hususiyle 16. asırlarda İstanbul'da tekamülün ve azametin göz kamaştırıcı çerçevesini bulmuştur."
Gabriel büyük camilerden sonra başka camileri, medreseleri, tekkeleri, türbeleri, hamam ve kaplıcaları, hanları, çarşıları, köprüleri, mezarlıkları ve meskenleri tetkik ediyor; "bütün bunları yapanlar" diyor "eski ve kuvvetli bir milletin ulvi hasletlerini taşıyan ve bu şanlı milli serveti daima korumaya çalışan Türklerin büyük atalarıydı."
Gabriel artistik, tezyini ve abidevi kabiliyetimizi ve eserlerimizi inkar eden cahil mutaassıpların fikirlerini toptan cerh ile İslam sanatkarlarının tekevvün ve tekamülünde ön planda bir rol oynadığımızı ispat ediyor ve "bu sanatların büyük bir kısmı orijinal oluşunu merkezi Asya'dan Türklerin getirdiği sanat ruhuna borçludur; sanat sahasında Türk çoğu zaman bir yaratıcı olmuştur. Bu gerçeğin aksine ortaya atılan sözler zaten etüt denebilecek ciddi bir travmaya dayanmıyor ki..." tezini müdafaa ediyor.
İkinci ciltteki seçme güzel resimler karşısında insan Bursa'nın sanat, medeniyet ve ruhaniyetini ilahi bir ahenkle yükselten şaşaalı mazisini hayalen yaşamaktan kendini alamaz; ölümsüz şaheserlerimizi ideal bir güzellik timsali gibi hayret ve meftuniyet ile kamaşan gözleri önünde canlanmış sanır.
Milli tarih ve sanatımızın kaynaklarında yarım asır çalışarak sanat dehamızı ve şaheserleri medeniyet ve sanat dünyasına duyuran bizi bize bu kadar iyi tanıtan büyük bilgin Gabriel, kalplerimizi sevgi ve şükran hisleriyle doldurmuştur. Bütün bu çalışma hayatında biriktirdiği fikri servetinin varisleri biz Türkler, dost Gabriel'e halis ve sadık bir muhabbet ve minnetimizi ifade etmek ile bahtiyarız...1959