Gordon Cooper 1959.


ASTRONOT GORDON COOPER VE AİLESİ
Gordon Cooper 32 yaşında, Amerikan hava kuvvetlerinde yüzbaşı. 2300 saat uçuşu var. 1.400 saati özellikle jetlerde.. 

"Uçucu bir ailenin çocuğuyum. Babam emekli bir hava albayıdır. Daha 7-8 yaşlarımda iken levye tutmaya başlamış, 16 yaşında ilk uçuşumu yapmıştım. Feza daha pek küçük yaşlardan itibaren beni meşgul etmekteydi. Bu konuda elime ne geçerse okuyor, radyo programlarını kaçırmıyordum. Fezaya gitmek için daha kaç yüz yıl beklemek icap ettiğini düşünür dururdum. Her havacının en büyük arzusu daima daha yükseklere çıkmak ve daima daha hızlı uçmaktır.
Uçarken hep yükselmeyi ve dünyayı mümkün olan en fazla yükseklikten seyretmeyi düşünürdüm. Bu proje için seçilmekle hayallerimin zirvesine ulaşmış oluyordum. Hepimizin en büyük arzusu ilk feza yolcusu olmaktır. Fakat bu konuda bir çok "ilk"ler olacak. Füzedeki ilk adam, yörüngedeki ilk adam, ayın yörüngesine girecek ilk adam, ayın yörüngesine giren ilk araç gibi. Ve çabuk olmalıyız. Yoksa Ruslar bu ilklerden birkaçını yapabilir..."

Cooper'ın karısı Turdy'de nikbin. Diyor ki :
"Füze fırlatılırken bende görmek istiyorum. Hatta kızlarım 10 yaşındaki Camela ile 9 yaşındaki Janita'yı da okuldan alıp oraya götüreceğim. Onlarda görsünler... Muhakkak ki herkesçe görülmeye değer bir manzara olacak. Kaliforniya'dan doğuya tayin olduğumuz zaman geçerken Oklahoma'ya uğradık. 86 yaşındaki kayın validem orada oturur. 1895'de oraya yerleşmişler. Kocam annesine feza seyahatini anlattı. Ne dersiniz, o ihtiyar kadının bile bu iş pek hoşuna gitti. Çocuk gibi sevindi. Tabii insan biraz heyecan duyuyor ama korku değil. Ben bugünkü tekniğe ve memleketimin ilim adamlarına güveniyorum. Zaten kocam yeni tip uçakları tecrübe ederken de aklıma fena ihtimaller getirmezdim. Demek insan zamanla tehlikeye de alışıyor... Feza seyahatini hayal gibi düşünüp korkanlara şaşırıyorum doğrusu. Kocam ilk jet avcı uçaklarını tecrübe ettiği zamanda uçağın her an tuzla buz olması ihtimali vardı. Ama nedense aklıma hiç fenalık getirmedim. Böyle oluşu isabet, çünkü başka türlü bu hayata dayanılmaz. Bence şuna inanmak lazım ki, insanın alnında ne yazılı ise o olur. Hayat nasıl olsa ebedi değildir. Eğer insanlar korkuyu yenmesini bilmeselerdi, bugünkü seviyeye asla ulaşamazdık..."...1959 Hayat Dergisi.