FUTBOL SAHALARININ GENÇ ŞENOL BİROL'U


FUTBOL SAHALARININ GENÇ ŞENOL BİROL'U
Genç futbolcuyu Etiler'deki kamplarının önünde çocuklar ile yakaladık. Onlara imza vermek ile meşguldü. Sonrasında kamp binasına doğru ilerledik. Hava güneşli fakat soğuktu. Şenol'da diğer arkadaşları gibi antrenmandan dönüyordu. "Antrenmandan sonra oturup toplanacak bir yerimiz olması öyle iyi oluyor ki. Boş zamanlarımızda beraberce sinemaya gidiyoruz, ping pong oynuyoruz ve derken vakit geçiyor. Yalnız okula gidebilmemiz biraz sorun oluyor.
1938'de Rize'de doğan Şenol'un soyadı Birol. Yani takım arkadaşı Birol'un  adıyla yan yana okuyacak olursanız genç futbolcunun adı ve soyadı ortaya çıkmış oluyor. Şenol anlatıyor : "Biz iki kardeşiz. Ağabeyim ve ben küçüklüğümüzü şehir şehir dolaşarak geçirdik. Peder polisti. Vazifesi sebebiyle oradan oraya gidiyorduk. Yozgat, Çankırı, Zonguldak, Rize ve daha birçok yer. İlk ve ortaokulu Çankırı'da bitirdim. Ortaokulda futbola ilgi duymaya başladım. Önce çekine çekine sonrada isteye isteye top peşinde gidiyordum. Zonguldak Kilimli spor takımında ilk defa sahaya çıktığım günü hiç unutamam. Babamın emekliliği sebebiyle Rize'ye dönünce Güneş spora intisap ettim. Bu arada Rize lisesinde okuyordum. Futbol hayatım yavaş yavaş istikrar kazanmaya başladı, Güneş sporun üst üste iki sene şampiyon olması beni manen güçlendirmişti. 1958'de liseden mezun oldum. O günlerde İstanbul 2. lig takımlarından Sarıyer, Rize'ye maç yapmaya gelmişti. Yöneticileri eğer İstanbul'a gelirsem kendilerine uğramamı söylediler. Yüksek tahsilim gelince İstanbul'a gitmek lazımdı. Uzun uzun düşündüm İktisat fakültesine girecektim. Nitekim öylede yaptım. Bir gün kendime "Hadi Sarıyer kulübüne bir gideyim." dedim. Gitmem ile birkaç gün sonra kulübün profesyonel futbolcusu oluverdim.
Sarıyer'de santrfor oynuyordum ve başarılıydım. Lig sonunda 2. olmuş ve 27 gol atmıştım. Lig bitince 2. profesyonel karma ile Avrupa turuna çıktık. Bu seyahatte birçok kulübün idarecisi vardı. Orta Avrupa'da epey maç yaptık. Döndüğümüzde transfer mevsimi başlamıştı. Beşiktaş kulübü idarecilerinden Faruk Sağnak'ın davetini aldım ve Beşiktaş'a transfer oldum.
1.79 boyunda, 77 kilo ağırlığında olan Şenol Birol halen okuduğu İktisat fakültesinden ayrılarak Coğrafya fakültesine girmek istiyor. "Orayı bitirmek daha kolay olacak" diyor.
Şenol umumiyetle kampta, kamp olmadığında Sarıyer'deki evinde kalıyor. Annesi Rize'de olduğu için yalnızlık çekiyormuş. Alafranga ve alaturka müziği ayırt etmeden yerine göre dinliyor. Sinema alakasını çekmekte Deborah Kerr ve William Holden sevdiği sanatkarlar. Balık tutmayı seviyor ve arkadaşları ile av partileri tertip ediyorlarmış.
Şenol, seyircilerin kendilerini "Şenol Birol Gol" diye tezahürat ile coşturmaya çalışmalarını biraz mübalağalı bulmakta.
Şenol son olarak takımı hakkında "İnşallah şampiyon olacağız. Hepimiz bunun için çalışmaktayız. Öyle sanıyorum ki bunu başaracağız...1960 Hayat Dergisi. 

KÜÇÜK MERAKLILAR : Hep bir ağızdan bağırarak kamp civarında Şenol'u yakalayan küçüklerden müteşekkil bir meraklı grubu onu hem soru yağmuruna tutuyor hemde imza istiyorlar. Genç futbolcu çaresiz, en iyisi imza atmak !...  

PİNG-PONG OYNUYOR : Şenol antrenör Kutik'in bakışları altında oyuna dalmış. Kamp hayatı hep bu şekilde eğlenceli bir şekilde geçmekte... 

DİREKSİYON BAŞINDA : Şenol şöyle diyor : "Otomobil kullanmayı biliyorum ama ehliyetim yok. Otomobil gördüm mü egzersiz yapmaktan kendimi alamam..."