Hürrem Sultan - Gümüş Arabalı Gülnuş Sultan - Mihrimah Sultan.


ADIM ADIM HAREM
Reşat Ekrem Koçu, Hayat dergisi okuyucularına Topkapı sarayı harem dairesini gezdirmeye devam ediyor.

GÜMÜŞ ARABALI GÜLNUŞ SULTAN
Kanuni Sultan Süleyman'ın Hürrem sultanı ile Sultan 4. Mehmed'in Gülnuş sultanı Topkapı sarayı hareminde en uzun hüküm sürmüş iki Haseki sultandır.Birincisi Osmanlı sarayına kuzeyin buzlu steplerinden, ikincisi ılık Akdeniz'in ortasındaki Girit adasının zeytin bahçelerinden getirilmişti. Hürrem, bir "Roksalan" kızıydı; Cermen-Rus melezi... Gülnuş, Girit adasının Retimi Resmo kasabasından adalı sade bir Rum.

HÜRREM SULTANIN HAYAT HİKAYESİ
Asrın en meşhur hükümdarına 40 yıl kadar hayat arkadaşlığı yapmış, dünya tarihinin en haşmetli imparatoriçelerinden Hürrem'e Avrupalılar "Rosa" yahut içinden çıktığı kavme nispeten "Roksalan" adını verirler. Osmanlı sarayına Sultan Süleyman'ın ilk saltanat yıllarında (1522-1523) 14-15 yaşlarında iken getirilmişti. Güzelliği, işvesi, cilvesiyle genç padişahı adeta büyüledi ve sultanın gönlünde yer etti.
Şu beyit, şiir ile de uğraşmış ve "Muhibbi" takma adını kullanmış sultana aittir : "Seriri mülki hüsn üzre seni kim emir etti. Beni zenciri aşkınla kapunda bir esir etti..."
Evet Sultan Süleyman 40 yıl onun zülüf zincirine bağlandı ve esiri oldu.
Kanuni'nin annesi bir Yörük kızı olan Hafasa Sultan, oğlunun ilk saltanat yıllarında Harem'de en üstün kadındı. O hayatta iken Hürrem pek ön plana çıkamadı. Hafasa sultanın ölümünden sonra ancak ön plana çıkabildi.
Sultan Süleyman'ın ilk eşi Mahidevran adlı bir cariyeden Mustafa adlı bir şehzadenin babasıydı ve Mahidevran bu sebepten Baş haseki olmuştu. Padişahın veziri ve yakın dostu Frenk İbrahim Paşa, Şehzade Mustafa'yı geleceğin padişahı olarak yetiştirmekteydi. Hürrem ise kendi oğlunu Osmanlı tahtına geçirmek gayesinde idi. Neticede kanlı entrikaların sonucunu almak pek kolay olmadı. Önce İbrahim Paşa sonrasında Şehzade Mustafa ortadan kaldırıldı ve Hürrem'in oğlu Selim veliaht oldu. Sultan Süleyman'ın adı evlat katili olması sebebiyle lekelendi, Hürrem sultan halkın menfuru oldu. Ama halen kocasının gönül sultanıydı. Padişah sefere çıktığında arkasından mektuplar yollar ve aşk nağmelerini sıralardı :

Ey saba !... Sultanıma zarü perişan diyesin...
Gül yüzünsüz işi bülbül gibi efgan diyesin...
Ey sabah rüzgarı !... Git sultanıma söyle ki Hürrem onun hasretiyle inler ve perişandır...
Onun gül yüzünü görmediğinden içi bülbül gibi feryat etmektedir...

Mektuplarına aynı içtenlikle cevaplar alırdı. Hürrem Sultan 1558'de öldü ve Süleymaniye camisinin mihrap duvarı önündeki türbesine defnedildi. Padişah onun için İstanbul'da bir cami, darüşşifa, imaret ve çifte hamam yaptırdı. Mimar Sinan tarafından yapılmış bu eserler İstanbul'da Haseki semtinde yer almaktadır.

TEK GÖĞÜSLÜ MİHRİMAH SULTAN
Çifte hamamlarda kadınlar hamamı erkekler hamamından daima küçük bir şekilde yapılırken Haseki'de yer alan "Bostan hamamı" adıyla bilinen Hürrem'in hamamında kadınlar hamamı erkekler hamamından büyüktür. Bu hamamın kadınlar kısmında küçük bir halvet vardır ki "Şeftali kurnası" diye meşhurdur. Halk ağzında yayılmış bir rivayete göre Hürrem'in tek kızı Mihrimah Sultan'ın bir göğsü sakattı, vücudunu cariyeler bile çıplak göremezdi. Fakat annesinin yaptırdığı hamamın açılışında bulunmaya mecbur olduğundan Hürrem kızı için o tek kurnalı halveti yaptırmıştı. Resmi açılış günü Kanuni'de erkekler hamamında yıkanmıştı. Bu bir padişahın bir çarşı hamamına ilk ve son girişidir. Harare kısmında kapının tam karşısında yer alan sofada yıkanmış. O çıktıktan sonra sofanın önüne altın yaldızlı bir parmaklık çekilmiş. Yüzyıllar boyunca sofada kimse yıkanamamış, adıda Hünkar kurnası olarak anılmış. Manzum bir bulmaca kitabında bir beyit vardır :

Ol nedir kim hem küçüktür hem büyük
Arkasında var anın bir özge yük !...

Bu beyitin anlamı : "Gönül"dür... Arkasında ağır bir yük taşıyan gönül....


Mihrimah Sultan

GÜLNUŞ HASEKİ SULTANIN ÇİLESİ
Kocasına büyük bir aşkla bağlanan Gülnuş, o yükü taşıyabilmiştir. Kırk yıl göz kamaştıran Haseki sultanlığı, dokuz yıl Eski Saray'da hapis hayatı, sonra iki oğlunun 2. Mustafa ile 3. Ahmed'in dönemlerinde Valide sultanlık devri...
Sıkıntılı günleri saltanat süreye göre kısa sürmüştür. Fakat 40 yıl öyle bir hayat sürmüştür ki, kocasının tahttan indirilmesi üzerine Eski saray'daki o 9 yıl adeta bir cehennem hayatı olmuştu.
1646'da Girit'te Retimi Resmo şehrinin zapt edilmesi üzerine esir düşmüş ve Girit serdarı Deli Hüseyin paşa o zaman 4-5 yaşlarında olan küçük kızın güzelliğine hayran olmuş ve onu hemen İstanbul sarayına eğitilmesi için göndermişti. 1648-1650 arasında en çok 10 yaşlarında iken çocuk padişah Sultan 4. Mehmed'in mahbubesi olmuştu.
1664'de ilk çocuğu Şehzade Mustafa'yı doğurduğunda 23-24 yaşlarında idi. Çılgın bir av meraklısı olan kocası bazen kırk bin, bazen elli bin kişi ile 15 gün, 2 ay arası süren sürek avlarına çıkardı. Gülnuş sultanı göremediği zamanlar sultan adeta deliye dönerdi.  Onun içindir ki sevgili hasekisini gümüş bir araba içinde peşi sıra dolaştırırdı.
O meşhur araba içinde yatak odası, sohbet odası, banyosu ile adeta gezici bir köşk bir karavan idi. Dışı tekerleklerine, dingillerine kadar gümüş ile kaplıydı. Bu gümüş levhalarda kuyumcu eliyle kabartma çiçekler yapılmış, aralarına da hurda zümrütler, yakutlar gömülmüştü.
Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa'nın Avusturya seferinde padişah bu aracı kullanmış ve Gülnuş sultanı yanında götürmüştür.
Harp yolculuğu kolay değildir; yağmur, çamur, bataklıklar ile mücadele bir gün Haseki sultanın arabası bataklığa saplandı. Çekilmesi için yedek bir at kuşatması gerekmişti. Sadrazam Fazıl Ahmed paşanın altında dünyanın en güzel atlarından biri vardı. Serdar, yere indi ve o güzelim atını Haseki sultanın arabasına bağladı ve "Haseki hazretlerinin arabasına ancak benim atım koşulabilir !..." dedi.
2. Viyana bozgununun doğurduğu felaketler arasında Gülnuş sultanın eşi tahttan indirildi. Kendisinin kader ortağı oldu. Onunla beraber bir odaya kapatılmak istedi. Ancak iki sene sonra izin verildi ve sultanın ölümüne değin 7 yıl onunla birlikte kaldı.
Sultan 4. Mehmed'in gözdelerinden birde Afife Sultan vardı. Bu kadın bir şairdi ve padişaha aşıktı. Sevdiğimin sevgilisi diye Gülnuş sultana son derece hürmet ederdi. Afife sultanın bu felaket yıllarına ait hüzünlü bir manzumesi vardır, iki kıtasını nakledelim. Destan yollu ve 4. Mehmed'in ağzından yazılmıştır...

Hasekimin tacın tahtın aldılar
Yüreğimi bölük bölük böldüler
Sultan Süleyman'a tahtımı verdiler
Bana hayf değil mi ? Der sultan Mehmed

Söyleyin Gülnuş'a karalar bağlasın
Ah ettikçe ciğerimi dağlasın
Sultan Mehmed şimşirlikte ağlasın
Bana hayf değil mi ? Der sultan Mehmed...

Gülnuş sultan metanetini kaybetmedi ve oğullarının padişahlığını gördü. Valide sultan oldu ve o şekilde öldü. Kabri Üsküdar'da deniz kenarına yakın konumda bulunan caminin önünde cadde üzerinde Tunç kaplamalar ile kaplı bölümde yer almaktadır...

Sultan 4. Mehmed'in sevgili eşi Gülnuş Sultanın mezarı Üsküdar'da yer almaktadır. Yanında yer alan Yeni Valide cami oğlu Sultan 3. Ahmed tarafından annesinin ruhunu şad etmek için yaptırılmıştır. 1970 yılına ait bu fotoğrafta caminin iç görünümü görülmektedir...