Efes Artemis Tapınağı (Diana Mabedi)


EFES'TEKİ DIANA MABEDİ
Dünyanın 7 harikası olarak bilinen eski çağların sanat eserlerinden bugün yeri yine memleketimizde bulunan Diana mabedini tanıtıyoruz. Tarihin en güzel abidelerinden olan bu mabet, Doğu ve Batı mimari sanatını bir araya toplamış bir şaheserdir.

Tarihte insanoğlunun menfaat ve şöhret uğruna giriştiği en dikkate değer mesleklerden biri de kundakçılık olmuştur. Bu kundakçılara "Herostrat" derlerdi. Yunanca olan bu kelime kundakçılığın piri olan Herostratos'dan gelmedir. Milattan önce 4. asırda yaşamış olan Herostratos kundakçılıktaki en büyük şöhretini bugünkü yazımızın konusunu teşkil eden meşhur Diana mabedi yangınının faili olmasına borçludur. Dünyanın yedi harikasından en güzeli olan Diana mabedi şimdiki İzmir civarında o zamanın en güzel şehirlerinden Efes'te M.Ö. 6. asırda Chersiphron adlı mimar tarafından inşa edilmişti. Eski Yunan tanrıçalarından olan Diana (Yunanlılara göre Artemis) mitolojiye göre ise Zeus ile Leto'nun kızı, aynı zamanda Güneş tanrısı Apollon''un kız kardeşidir.
Artemis bakir tabiatı temsil eder. Maiyetindeki meleklerle birlikte ormanlarda ve dağlarda gezer. Av tanrıçası olduğu için bütün hayvanlar ona boyun eğerler. O aynı zamanda kadınlarında tanrıçasıdır. Doğum yapanlara yardım eder. Bu çok taraflı kutsal varlığın adına pek çok abide ve heykeller yapılmıştır. Ama bunların en büyüğü ve en meşhuru Ege denizi kıyılarındaki Efes'te inşa ettirilen mabettir ki yukarıda bahsedilen deli Herostratos M.Ö. 356 senesinde bu şaheseri enkaz ve kül yığını haline getirmiştir
Ama hemen akabinde mabet tekrar inşa edilmiştir. Tarihi kaynaklardan anlaşıldığına göre ikinci mabed ilkinin bir eşi olmuştu. Ne yazık ki 3. asrın ortalarında Ege sahillerini haraca kesen Got korsanları bu abideyi de harap ettiler. Zamanla bu eser ortadan silinip gitti.
İlk defa 1869 senesinde İngiliz mühendisi J. T. Wood, Diana mabedini meydana çıkarmak için teşebbüse girişti. 7 sene süren yorucu kazılardan sonra sütunların kabartma kısımlarına ait birçok kalıntı ortaya çıktı. Yine tarihi bilgilerden öğrenildiğine göre Herostratos'un yaktığı ilk Diana mabedi milattan önce 6. asırda Anadolu'nun batı bölgesine hükmeden Lidya kralı Krezüs tarafından yaptırılmıştır. Krezüs şöhreti zamanımıza kadar gelen meşhur hazineleriyle o devrin en zengin hükümdarlarından idi.
Eski dünyanın hayranlığını çeken bu mabedin hususiyeti acaba ne idi ? Dünyanın yedi harikasından birisi olması için diğer abidelerden ne farkı vardı ? Bu sorunun cevabını her şeyden evvel mabedin büyüklüğünde aramak gerekir. Tam 127 sütunu ile bir mermer ormanı halinde kaidesi üzerine yayılmış olan mabedin 145 metre boyu, 45 metre eni vardı. Eski çağların Şark mimari sanatının bütün hususiyetlerini üzerinde toplaması esere ayrı bir kıymet kazandırıyordu.
İnsanın aklına bir sual geliyor : Acaba kundakçı Herastratos bu taş yığınını nasıl yakabildi ? Bu soruyu uzmanlar şöyle yanıtlıyor : Mabedin mühim bir kısmı, bilhassa çatı kamilen sedir ağacından yapılmıştı. Belki yıllardır duvarlarda asılı halılardan birini ateşe vermek yüzlerce senelik ahşap kısmı tutuşturmaya yetmiştir. Hain kundakçı şeytanca işini yapmak için herhalde geceyi seçmişti ? Alevler mabedi sarıncaya kadar kimse fark edemeyecek kendisi de kaçma imkanı bulacaktı.
Herostratos geceleyin mabede girerek duvarda asılı halılardan birini gizlice ateşledi. Çok geçmeden alevler mabedin önündeki sütunlardan fışkırarak Efes göklerini aydınlatmaya başladı. Derin uykuda bulunan halk neden sonra felaketin farkına vardı. Asırlardır Efes sakinlerinin göz bebeği gibi baktığı bu şaheserin bir çıra parçası gibi yanması kadın erkek, büyük küçük herkesi ayağa kaldırdı ve hep birlikte ellerine geçirdikleri her türlü vasıta ile yangını söndürmek için koştular ama iş işten geçmişti...
Böylece dünyanın yedi harikası içinde en güzeli olan Diana mabedi topu topu iki saatlik bir zaman içinde kül yığını haline gelmişti. Ama zengin şehir mabedin bir aynısını en kısa zamanda yaptırmak için hiçbir şeyden kaçınmadı. Ne yazık ki diğer şaheserler gibi yeni yapılanda çok uzun yaşayamadı, toprak yığınlarına karışarak bugün elimize Selçuk halkının Arkeolog Wood'un hafriyatına izafeten "İngiliz çukuru" adını verdikleri, içinde su birikmiş bir boşluktan başka esaslı bir şey kalmadı. Diana mabedine ait çıkarılmış bazı kazı parçaları muhtelif müzelerde muhafaza edilir. Yukarıda Diana mabedinin temsili bir resmini görmektesiniz...1960