Expo-70 Osaka Kapanış Töreni


OSAKA'DA DAVUL-ZURNALI KAPANIŞ...
1912 yılından beri bir Dünya fuarı açmak için çırpınan Japonların yarım asırlık rüyaları ancak 1970 yılında gerçekleşebildi. 6 ay süren EXPO 70 fuarı Türk halk oyunu ekiplerinin ve mehterlerin hayranlık uyandıran gösterileriyle son buldu.

SON GÜN (ÜST FOTOĞRAF) : Expo-70'in kapanışı sırasında Kastamonu ekibinin davul-zurnası fuarı bayram yerine çevirirken Elazığ, Kars, Bursa, Akçaabat ve Gaziantep ekipleri milli oyunlarını oynuyor, mehter takımı gösteriler yapıyordu.

TÜRK BAŞLIKLARI OSAKA'DA (ALT FOTOĞRAF) : İstanbul'dan Osaka'ya 16 milli kıyafet ve 40 başlık götüren Sabiha Tansuğ (sol) Türk pavyonunun baş hostesi Japonya'da yetişmiş olan Kazan Türklerinden Ravile Altınbay ile... 


OSAKA'DA DALGANAN TÜRK BAYRAKLARI : Kapanış günü 87 millete mensup pavyon hostesleri bir araya gelip üstte görülen hatıra fotoğrafını çektirdiler.

Resmi adı Expo-70 veya Osaka dünya fuarıydı. Ama yeryüzünün dört bir köşesinden gelen ziyaretçiler ona çok daha uyan yakıştırma bir isim buldular : "Harikalar sergisi" dediler...
87 milletin temsil edildiği muazzam bir Babil kulesiydi Osaka fuarı...Tam 3.350.000 metre karelik alana yayılıyor, bir haftada ancak gezilebiliyordu. Japonlar dünya içinde yepyeni bir dünya kurmuşlardı ve her gün yüz binlerce meraklı Osaka'ya koşuyordu.
Önceleri fuarın kapıları günde 200.000 kişiyle açılıyordu. Sonraları bu sayı yükseldi,yükseldi ve günde 700.000'i buldu. Ve sergi kapandığı gün Japonya'nın dünyadaki benzerlerine kafa tutan elektronik makineleri şu akıllara durgunluk veren sonucu ilan ettiler : Açık kaldığı 6 aylık süre içinde fuarı tam 60 milyon kişi gezmişti. Bu koca bir ülkenin nüfusuna eşit sayıda insanın Osaka'ya aktığını gösteriyordu.
Osaka'da Türkiye'de temsil edildi. Küçük, mütevazi fakat ilgi toplayan bir pavyonla. Osaka'ya akan yüz binler içinden her gün 40 veya 60 bini mutlaka Türk pavyonuna da uğruyor ve müzelerimizden taşınan tarihi eşyaları hayranlıkla seyrediyordu. Expo-70 fuarı eylül sonunda kapılarını törenle kapadı. Son gün Türk pavyonunun önü görülmeye değer bir manzara arz ediyordu. Davullar, zurnalar çalıyor, milli kıyafetli gençler halk oyunlarını oynuyordu. Tam bir havası esiyordu Osaka'da. 16 kıyafet ve 40 başlıkla temsil edilen Türk milli kıyafetlerinin son gösterisi büyük ilgi uyandırmış, Türk pavyonu adeta istilaya uğramıştı.
Sergi kapanırken herkes aynı noktada birleşmişti : Fuar harika bir organizasyonla açılmış, bu düzen 6. aya kadar devam etmiş fakat son günlerde bastıran sıcaklar yüzünden her şeyde bir gevşeme olmuştu. Ama Osaka her haliyle Kanada'nın Montreal şehrinde açılan bir önceki dünya fuarından üstündü. Ve en önemlisi Uzak doğudan yükselen bir sesin teknik alanda bütün dünya milletleriyle boy ölçüşmeye hazır olduğunu göstermişti. Sarı benizli, çekik gözlü, yerden bitme Japonlar bugün Amerika ve Rusya'nın bile imreneceği bir seviyenin adamları olmuşlardı...
Şimdi Japonlar muazzam bir şehir haline getirdikleri Fuar alanında ya bir üniversite sitesi veya dev bir lunapark kuracaklar.
Ya Türk pavyonunun istikbali ? On binlerce lira sarfı ile kurulan bu pavyon bütçeye yeni bir masraf faslı açarak kazma, kürek yıkılacak mı ? Bu konuda da akla tek hal çaresi geliyor : Türk pavyonunun Türk müzesi haline getirilmesi. Ve hemen bitişiğinde Ertuğrul Faciasında can veren 540 Türk denizcisinin yattığı şehitlikle birlikte Uzak doğudaki bir vatan toprağı olarak kül halinde (olduğu şekilde) muhafazası...1970 Hayat Dergisi.