Çankaya Köşkü, Ankara.


Çankaya Köşkü Atatürk'ün Anıları İle Doludur :
Ankara'nın sembol haline gelen başlıca üç yeri vardır. Anıtkabir, Ankara kalesi ve Çankaya. Anıtkabir yeni Türk devletinin kurucusu Atatürk'ün ebedi istirahatgahıdır. Kale Ankara'nın tarihini canlandırır. Çankaya adı ise Atatürk'ün hatırasına ışık tutar. Büyük kurtarıcı milli mücadele boyunca ve cumhuriyeti kurduktan sonra Çankaya'da yaşamış, inkılapları burada hazırlamış ve cumhuriyeti sağlam temeller üzerine oturtan planlarını Çankaya'daki köşklerde yapmıştı. Çankaya'da Ata'nın anılarıyla dolu iki başkanlık köşkü vardır. Bir bağ evi olan eski köşkte Atatürk 1920'den 1932 yılına kadar oturmuştur. Bu köşk "ordu köşkü" Ankaralılar tarafından Atatürk'e hediye edilmiş ve ondan milletine kalmıştır. Bugün "Atatürk müzesi" olan ev iki katlı ve sarmaşıklarla örtülüdür. Yeşil salon ve sefir kabul salonu adındaki iki büyükçe odasının dışındakiler küçüktür.
Şimdi cumhurbaşkanlarının oturduğu yeni köşke Atatürk 1932 yılında taşınmış, altı yıl kadar burada yaşamıştır. "Pembe köşk" adıyla tanınan bu başkanlık köşkü iki katlıdır. Birinci katında salonlar ve bürolar olan köşkün ikinci katında cumhurbaşkanının özel dairesi vardır. Yeni ve eski köşkler büyük bir bahçe içinde ve yeşilliklere gömülüdür. Atatürk'ün ağaçlandırdığı alan bugün küçük bir orman haline gelmiştir. Çankaya sırtlarında olan iki köşk de bütün ovaya ve şehre hakim durumdadır. Atatürk'ün çalışma odasından eski Ankara, dağlar görülür. Çankaya'daki cumhurbaşkanlığı köşkünde Atatürk'ten sonra dört cumhurbaşkanı (sırası ile İsmet İnönü, Celal Bayar, Cemal Gürsel ve halen Cevdet Sunay) oturmuştur. Atatürk müzesi bütün ziyaretçilere her zaman açıktır...1970




1925 yılı Çankaya'sı yeryüzündeki bütün reisicumhur saraylarının belki en küçüğü, en mütevazi olanı idi. Fakat bu gösterişsiz taş duvarların arasında dünyanın en büyük adamı yaşıyordu. Albert Sarraut, Mustafa Kemal paşaya itimatnamesini burada takdim etmişti...


O zamanın reisicumhur köşkünden başka bir görünüş. Çankaya köşkünün büro bölümü. Albert Sarraut o vakitlerin Ankara'sında elektrik, hava gazı olmadığını hatıratında yazmakta...