Theatre Du Grand Guignol


PARİS'İN ÜNLÜ KORKU VE DEHŞET TİYATROSU KAPANDI
"Grand Guignol" da her temsilden önce bir kova taze kan hazırlanır, gözler oyulur ve insanlar et bıçakları ile parça parça edilirdi...
Paris'teki korku ve dehşet tiyatrosu "Theatre du grand guignol" nihayet kapandı. Burada 45 yıldan beri Alfred Hitchcock'un bile tahayyül edemeyeceği kanlı olaylar temsil edliyordu. Korku tiyatrosunda her türlü çılgınlıkları ve en amansız vampirleri seyretmek mümkündü. Her temsilden önce bir kova taze kan hazırlanırdı.

HER TÜRLÜ VAHŞET
Grand Guignol'da akla gelebilecek her şey mevcuttu. Bir anda çiçek gibi güzel bir genç kız, sevgilisini uzun saç tokası ile öldürürdü. Deli cerrahlar insanların uzuvlarını ince ince doğrardı. Seyircileri en çok heyecanlandıran sahnelerden biride şişman bir madamın kendisine itaat etmeyen bir akrabasını kocaman bir et bıçağı ile parça parça etmesiydi.

ALDANAN SEYİRCİ
Tiyatronun tarihinde en büyük zaferi oyunculardan birinin vurulup kanlar içinde sahnenin ortasına yığılması ile başlar. Öbür oyuncular telaşla ona koşmuş ve bağrışmaya başlamıştı : "Çabuk bir doktor çağırın !" Bunun üzerine seyircilerden biri derhal yerinden fırladı. Sahneye koştu ve haykırdı : "Dokunmayın ona ! Bana bırakın, ben bir cerrahım."
Oyunun kahramanı birden doğrulup kahkahalar içinde cerrahın yüzüne bakınca adamcağız çok utandı ve bir daha yerine dönmeyip tiyatroyu terk etti.

TURNEYE ÇIKIYORLAR
Son zamanlarda korku filmlerinin rekabeti geçen yıl Paris'te tedhiş havası yüzünden tiyatro idaresi halkı korkutup dehşete düşürmenin eskisi kadar kolay olmadığını anladı. Bunun üzerine tiyatronun hem idarecisi, hemde oyuncularından olan bayan Christine Wiegant dokuz kanlı oyuncusunu alıp bir turneye çıkmayı daha münasip buldu. Bu turnenin sonunda yeniden Paris'te Grand Guignol'u kurmayı ümit ediyordu. Halen temsillerine korku sirkinde devam eden oyuncular şöhretlerine layık olduklarını ispat ediyorlardı. Tiyatronun doktoru yanında bir şişe konyak, midesi zayıf olduğu halde sahnenin en yakın yerine oturmaktan ve adeta oyuna karışmaktan çekinmeyenleri tedavi için hazır bekliyor. Başlangıçta tiyatro Montmartre'da bir kilise idi. Oymalı gotik tavanı ve tabii büyüklükte melek heykelleri sahnedeki iç karartıcı oyuna biraz ferahlık veriyordu. Tiyatronun fuayesine oyunun fotoğrafları asılırdı. Temsillerden birinde tımarhane kaçkını üç deli genç bir kızın gözlerini şişle oyuyorlardı. Deliler kızın gözlerinde bir kızın hapis olduğunu ve mutlak serbest bırakılması gerektiğini düşünüyorlardı.

HERMANN GÖRİNG'DE SEYREDERDİ
Paris'in işgali sırasında nazi liderlerinden Göring'de buranın müdavimlerinden idi ve pek tabii olarak oyunları tatminkar bulmuyor daha korkunç ve daha kanlı olmasını istiyordu. Göring Paris'te bulunduğu zamanlarda hempaları ile beraber tiyatroya gelir sahnedeki dehşet oyunlarını dikkatle, ağzı adeta kulaklarına vararak seyreder, kanlı sahnelerden bilhassa zevklenir, oyun sonunda da gördüğü eksiklikleri belirtip giderdi.
Tiyatronun oyuncuları başlı başına birer tipti. Mesela bayan Maxa çığlık atmakla ün salmıştı. Ama aylarca çığlık attığından ses telleri tahrip oldu ve sesi kısıldı. 2. Dünya savaşından sonra Fransızları korkutmak dahada güçleşmişti. Bunun üzerine Grand Guignol oyunları sahneden çok seyirci içinde oynanacak şekle soktu. Şimdi tiyatrodaki çığlıklar, boğuk hırıltılar duyulmaz oldu. Geriye eski bir kilise, birkaç soluk fotoğraf ve kırmızıya boyalı bir yığın dekor kaldı...1964